Tükenmeyen Nefesle

Skip Navigation Links
27 Eylül 2017

Asbest: ‘Sihirli’ Ölümcül Mineral

 



Ülkemizde asbest kullanımı 2004 yılında sınırlanmış ve 2011 yılında tümüyle yasaklanmıştır. Ancak tüm yasaklamalara rağmen halen riskli iş kolları mevcuttur.


Asbest, bir grup doğal mineral silikatın fibröz formlarına verilen isimdir. Asbest, uzun süre, kuvvet,

esneklik ve ısı direnci nedeniyle kısmen bir “sihirli mineral” olarak görülmüştür. Asbest minerolojik

bir terim değildir, doğal olarak bulunan lifli mineral silikatlar için kullanılan genel ve ticari bir isimdir.

İki farklı grup asbest vardır; serpentin ve amfibol.Krizotil (beyaz asbest) serpentin grubunun tek üyesidir ve ticari olarak en yaygın kullanılanıdır.Diğer formları ise amozit (kahverengi asbest),

krokidolit (mavi asbest), antofilit (gri asbest),tremolit ve aktinolittir. Dayanıklılık, ısı direnci ve

tekstilde dokuma kabiliyeti asbestin geniş çeşitlilikte endüstriyel kullanımına yol açmıştır.


Asbestin yaygın olarak kullanımı 1900’lü yılların başında olmuştur. 1898 yılının başlarında, Birleşik

Krallık fabrikaları müfettişi, “asbest tozunun kötü etkileri” üzerine bildirimde bulunmuştur. Asbestin

toz olarak bir tehlike oluşturduğu anlaşılmış, ancak zamanın diğer tozlarından (örneğin; Silika, kömür

tozu) farklı bir hastalık türü ürettiği henüz o dönemde anlaşılamamıştır. Ancak bu ilk veriye rağmen asbestin kullanım alanı endüstriyel gelişmeye paralel olarak giderek yaygınlaşmıştır. 1980’de yılda yaklaşık 4.73 milyon metrik ton dünya çapındaki satış pikine kadar devam etmiştir. Tarihsel olarak, özellikle 1945-1965 döneminde asbest, binlerce günlük ticari ve tüketici ürününde kullanılmıştır. Asbeste kronik maruziyetin, silika, odun tozu, pamuk, demir oksit ve diğer parçacıkların neden olduğu pnömokonyozlardan farklı olan asbestoza neden olduğunu tanımak için 1900’ten 1930’a neredeyse 30 yıl geçmiştir.


Asbest işlendiğinde mikroskobik boyutta partiküllere parçalanarak havada kalır ve kolaylıkla inhale edilebilir. Mesleki olarak bu partiküllere maruz kalan çalışanlarda çok sayıda hayatı tehdit edici asbestozis, akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi hastalıklar gelişebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) asbesti kesin kanserojen olan Grup I’de sınıflandırmıştır. Günümüzde Avrupa Birliği’nin 1999 tarihinde benimsediği direktifle, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde her türlü asbestin kullanımının ve pazarlanmasının yasaklanması yoluna gidilmiştir.


Günümüzde Avrupa Birliği’nin 1999 tarihinde benimsediği direktifle, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde

her turlu asbestin kullanımının ve pazarlanmasının yasaklanması yoluna gidilmiştir. Direktifin tüm üye ülkeler için 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Avrupa Birliği’nde asbest yasağı başlamıştır.


Direktifin tüm üye ülkeler için 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Avrupa Birliği’nde asbest yasağı başlamıştır.

Asbestozis asbest fiberlerinin inhalasyonu ile oluşan difüz interstisyel fibrozis olarak tanımlanmaktadır.İnhale edilen fiberler öncelikle makrofajlar tarafından fagosite edildikleri alanlar olan havayolu dallanma bölgeleri ve alveolde yerleşirler. İlk hasar alveol epitel harabiyeti, inkomplet fagositoz, alveolar ve interstisyel makrofajların aktivasyonu ve aktive makrofajlardan proinflamatuvar sitokinler yanı sıra sitotoksik oksijen radikallerinin salınımı ile karakterizedir.

Peribronşiyal inflamatuvar yanıt sonunda fibrozise yol açan fibroblast

Proliferasyonu ve uyarılması ile sonuçlanmaktadır. Hastalığın başlaması ve ilerlemesinde, lifin türü ve boyutu, maruziyetin yoğunluğu ve süresi, sigara öyküsü ve bireysel yatkınlık gibi birçok faktörün

rol oynadığı düşünülmektedir. Doz yanıt ilişkisi vardır, öyle ki yüksek maruziyet düzeylerine sahip

çalışanlarda asbestozis daha yaygındır. Asbestozis başladıktan sonra, devam eden maruziyet ortadan kalksa bile hastalık ilerlemeye devam eder.Maruziyetin başlangıcı ile klinik olarak aşikar

hastalığın gelişmesi arasında önemli bir latent dönem (genellikle en az 20 yıl) vardır. Asbestozis

tanısı maruziyet süresi, klinik değerlendirme, uygun görüntüleme yöntemleri ve solunum fonksiyon

testi ile konulmaktadır. Asbestozisin semptomları progresif dispne ve kuru öksürük şeklinde olup

diğer interstisyel fibrozis yapan hastalıklardan ayırt edilemez. Oskültasyonda inspirasyon ortasından geç faza doğru ve posterolateral bölgede bibaziller velcro raller duyulabilir. Asbestozisin ralleri öksürtmekle etkilenmez. Görüntüleme yöntemlerinden akciğer grafisi ve YRBT asbest maruziyeti olan kişileri değerlendirmede yararlıdır. Akciğer grafisinde daha çok alt zonlarda olmak üzere akciğer alanlarına dağılmış küçük düzensiz veya çizgisel opasiteler görülebilir. Kalp sınırında ve diafram hattında silinme izlenebilir. En yararlı radyolojik bulgu diğer interstisyel pulmoner fibrozise neden olan hastalıklarda çok sık oluşmayan bilateral plevral kalınlaşma varlığıdır. Diyafram ve

perikardda kalsifikasyon oldukça patognomonik bir bulgudur. Konvansiyonel toraks BT görüntülemesi plevral hastalığı belirlemede akciğer grafisine üstündür. Ancak parankimal hastalıkta

yeterli değildir, erken asbestozisi saptamada en duyarlı görüntüleme yöntemi yüksek rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografi (YRBT)’dir.Hastalık ciddiyetine bağlı olarak, solunum fonksiyon testinde

çeşitli derecelerde restriktif bozukluk ve azalmış difüzyon testi görülebilmektedir.Asbestozis, peribronşial olarak başladığı için düşük akciğer hacimlerinde azalmış akım oranları, küçük

hava yolu obstrüksiyonunun bir göstergesi olarak görülebilir.


Silikozis de olduğu gibi asbestozisin bilinen bir tedavisi yoktur. Ancak maruz kalan kişilerin çok azı radyolojik olarak belirgin hastalık geliştirme eğilimindedir ve çoğunda belirgin solunumsal bozukluk gelişmemektedir. Asbestozisli çalışan kümülatif maruziyet ile parankimal skarlaşmanın ilerleme riski nedeniyle daha fazla asbeste maruz kalmadan uzaklaştırılmalıdır. Solunumsal hastalığa katkıda bulunan diğer nedenler azaltılmalı veya ortadan kaldırılmalıdır. Özellikle sigaranın hastalığın başlangıcı ve gelişimine katkıda bulunmasıyönünde bazı deliller olması nedeniyle sigara bıraktırılması önem arz etmektedir. Başka fibröz maddelerle asbestin yer değiştirilmesi ve sıkı çevresel kontrollerin sağlanması asbeste mesleki maruziyeti dramatik olarak azalmasına yol açmıştır. Yapılan son çalışmalar asbestozis tanılı hastaların önemli bir bölümünde idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) tanısı konulduğu gösterilmiştir. Asbest ile meydana gelen en önemli mesleki maruziyetler asbest madenciliği ve öğütme, gemi ve binalar için yalıtım imalatı ve montajı, fren balataları ve debriyaj kaplamaları için sürtünmeli malzeme imalatı, asbestli çimento imalatı, asbest tekstil imalatı ve asbest içeren, dekoratif, akustik ve yanmazlık özellikte asbest içeren sprey üretimi gibi iş kollarında gerçekleşmektedir.



Türkiye’de asbestle ilişkili meslek hastalığından çok çevresel maruziyete bağlı hastalıklar daha fazla görüldüğü düşünülmektedir. Ülkemizde asbest kullanımı 2004 yılında sınırlanmış ve 2011 yılında

tümüyle yasaklanmıştır. İlgili yönetmeliklerle asbestin her türünün çıkarılması, işlenmesi, satılması ve ithalatı, asbest içeren her türlü ürünün ithalatı ve satılması, asbestli ürünlerin veya asbest ilave edilmişürünlerin üretimi ve işlenmesi yasaktır. Ülkemizde tüm yasaklamalara rağmen halen riskli iş kolları mevcuttur. Bunlar arasında gemi söküm işi, kentsel geri dönüşüm kapsamında inşaat yıkım alanları en önemli mesleki maruziyetlerdir. Çünkü birçok yaygın inşaat malzemesi asbest içermektedir. Bu anlamda çalışanların asbest maruziyetini önlemek ve ortaya çıkacak sağlık risklerini engellemek amacıyla tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla 2013 yılında çalışanların asbest söküm, yıkım, tamir, bakım, uzaklaştırma çalışmalarında asbest tozuna maruziyetlerin önlenmesi ve bu maruziyetten doğacak sağlık risklerinden korunması, sınır değerlerin ve diğer özel önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir yönetmelik çıkarılmıştır.2013 yılında yayınlanan Tozla Mücadele Yönetmeliği’nde işyerlerinde asbest için sınır değer: 0,1 lif/cm3 (8 saatlik zaman ağırlıklı ortalama) olarak belirtilmiştir.


Ülkemizde asbest kullanımı 2004 yılında sınırlanmış ve 2011 yılında tümüyle yasaklanmıştır. İlgili

Yönetmeliklerle asbestin her türünün çıkarılması, işlenmesi, satılması ve ithalatı, asbest içeren her turlu urunun ithalatı ve satılması, asbestli ürünlerin veya asbest ilave edilmiş ürünlerin üretimi ve işlenmesi yasaktır.


Dip Not:

1. Barber CM, Wiggans RE, Young C, Fishwick D. UK asbestos

imports and mortality due to idiopathic pulmonary fibrosis.

Occup Med (Lond). 2016;66(2):106-11.

2. Balmes JR. Occupational Lung Diseases. In: LaDou J,

Harrison R, editors. Current Occupational & Environmental

Medicine. 5th edition. ed. New York, N.Y.: McGraw-Hill

Education LLC,; 2014. p. 362-87.

3. Barlow CA, Sahmel J, Paustenbach DJ, Henshaw JL. History

of knowledge and evolution of occupational health and

regulatory aspects of asbestos exposure science: 1900-1975. Crit

Rev Toxicol. 2017 Apr;47(4):286-316.

4. 28539 sayılı ve 25.01.2013 tarihli Asbestle Çalışmalarda

Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik.



ÜYE GİRİŞİ


   
Şifremi Unuttum
  

TÜSAD ÜYELİK BAŞVURUSU

ETKİNLİK TAKVİMİ

Aralık 2017
PztSalÇarPerCumCmtPaz
27282930123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
1234567
 LookUs & Online Makale