13 Ekim 2026 Dünya Tromboz Günü Basın Bildirisi

13 Ekim 2026
 

13 Ekim Dünya Tromboz Günü

Her 4 Ölümden 1'inin Ardında Tromboz (Pıhtı) Var: "Baştan Ayağa Kontrol Sende"

Sessiz ama önlenebilir bir tehdit

13 Ekim, damar içinde pıhtı oluşumuna (tromboz) dikkat çekmek amacıyla tüm dünyada "Dünya Tromboz Günü" olarak anılmaktadır. Dünya Tromboz Günü, Uluslararası Tromboz ve Hemostaz Derneği (ISTH) liderliğinde dünya genelinde yüzlerce bilimsel ve sağlık kuruluşunun katılımıyla 2014'ten bu yana her yıl düzenlenir. Tarih, trombozun nasıl oluştuğunu açıklayan ve "Virchow üçlüsü" ile tanınan Alman patolog Rudolf Virchow'un doğum günü (13 Ekim 1821) olduğu için seçilmiştir (1).

Kampanyanın 2025-2026 teması "Baştan Ayağa Kontrol Sende: Trombozu Önle, Sağlığını Koru" olarak belirlenmiş; 2026 kampanyasında ise özellikle kadın sağlığına ve gebelikten menopoza kadar kadınların yaşamın her döneminde karşılaştığı pıhtı risklerine odaklanılmıştır.

Rakamlarla tromboz

Tromboz; kalp krizi (miyokard enfarktüsü), iskemik inme ve venöz tromboembolinin (VTE: derin ven trombozu ve akciğer embolisi) altında yatan ortak patolojik süreçtir. ISTH Dünya Tromboz Günü Yönlendirme Komitesi'nin analizine göre dünyada her yıl yaşanan her 4 ölümden 1'inde tromboz kaynaklı durumlar rol oynamaktadır (1,2). VTE, kalp krizi ve inmeden sonra en sık görülen üçüncü kardiyovasküler hastalıktır; yıllık sıklığı yetişkinlerde 1000 kişide yaklaşık 1–2 olup ileri yaşla belirgin şekilde artar ve dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon VTE olgusu geliştiği tahmin edilmektedir (1,2). Buna karşın toplumdaki farkındalık hâlâ oldukça düşüktür. Oysa pıhtıya bağlı ölümlerin önemli bir bölümü, risklerin zamanında fark edilmesi ve uygun önlemlerin alınmasıyla önlenebilir.

Bilimsel temel: Virchow üçlüsü

Rudolf Virchow'un 19. yüzyılda tanımladığı ve bugün hâlâ geçerliliğini koruyan modele göre pıhtı oluşumunda üç temel mekanizma rol oynar:

  • Kan akımının yavaşlaması (staz): Uzun süreli yatak istirahati, ameliyat sonrası hareketsizlik, alçı, uzun yolculuklar.
  • Damar duvarı (endotel) hasarı: Cerrahi girişimler, travma, kateterler, inflamasyon, ateroskleroz.
  • Kanın pıhtılaşma eğiliminin artması (hiperkoagülabilite): Gebelik, östrojen içeren ilaçlar, kanser, kalıtsal trombofililer (Faktör V Leiden, protrombin G20210A mutasyonu, protein C/S ve antitrombin eksiklikleri) ve antifosfolipid sendromu.

Arter trombozu çoğunlukla aterosklerotik plak yırtılması zemininde, trombositten zengin "beyaz pıhtı" şeklinde gelişir ve kalp krizi ile inmeye yol açar. Ven trombozu ise daha çok staz ve hiperkoagülabilite zemininde, fibrin ve eritrositten zengin "kırmızı pıhtı" şeklinde gelişir. Bu nedenle arteriyel hastalıklarda trombosit inhibitörleri (ör. aspirin), venöz trombozda ise antikoagülanlar tedavinin temelini oluşturur. Türkiye'de sağlıklı bireylerde Faktör V Leiden taşıyıcılığının Avrupa toplumlarına benzer ya da daha yüksek oranlarda bildirildiği çalışmalar bulunmaktadır (1,2).

2026'nın odağı: Kadınlar ve pıhtı riski

Kadınlar yaşamlarının farklı dönemlerinde pıhtı riskini artıran özel durumlarla karşılaşır:

  • Gebelik ve lohusalık: Gebelikte VTE riski, gebe olmayan kadınlara göre yaklaşık 4–5 kat artar; risk doğumdan sonraki ilk 6 haftada en yüksek düzeye ulaşır ve özellikle sezaryen sonrası belirgindir (3,4). Akciğer embolisi, gelişmiş ülkelerde doğrudan anne ölümlerinin önde gelen nedenlerinden biridir.
  • Östrojen içeren doğum kontrol hapları: VTE riskini kullanmayanlara göre yaklaşık 3–4 kat artırır; risk ilk kullanım yılında en yüksektir. Levonorgestrel içeren preparatlar, desogestrel, gestoden veya drospirenon içerenlere göre daha düşük risk taşır (5). Yalnızca progestin içeren yöntemler ve rahim içi araçlar bu açıdan daha güvenli kabul edilir.
  • Menopozda hormon tedavisi: Ağızdan alınan östrojen tedavisi VTE riskini artırırken, cilt yoluyla (transdermal bant/jel) uygulanan östrojenle anlamlı bir risk artışı saptanmamıştır (6).
  • Üreme tedavileri: Tüp bebek (IVF) tedavisi, özellikle ovaryan hiperstimülasyon sendromu gelişen kadınlarda ve gebeliğin ilk üç ayında pıhtı riskini artırır.
  • Bazı jinekolojik ve immünolojik durumlar: Antifosfolipid sendromu (tekrarlayan gebelik kayıplarının da nedeni olabilir), polikistik over sendromu ile birlikte görülen obezite ve jinekolojik kanserler.

Bu dönemlerdeki kadınların kendi risklerini hekimleriyle konuşmaları ve belirtiler konusunda bilgi sahibi olmaları önerilmektedir. Gebelikte pıhtı tedavisi ve önlenmesinde düşük molekül ağırlıklı heparinler tercih edilir; varfarin ve yeni nesil ağızdan antikoagülanlar gebelikte kullanılmaz (12).

Peki kimler risk altındadır?

Cinsiyetten bağımsız olarak şu durumlar pıhtı riskini artırır:

  • Hastaneye yatış, büyük ameliyatlar (özellikle kalça ve diz protezi, kanser cerrahisi) ve uzun süreli hareketsizlik. Tüm VTE olgularının yaklaşık yarısı hastanede yatış sırasında veya taburculuktan sonraki 90 gün içinde gelişir; hastanede gelişen pıhtılar önlenebilir hastane ölümlerinin başlıca nedenleri arasındadır (1,10).
  • Kanser ve kanser tedavileri: Tüm VTE olgularının yaklaşık %20'si kanserle ilişkilidir. Kemoterapi alan hastalarda risk, Khorana skoru gibi araçlarla değerlendirilebilir (13,14).
  • İleri yaş, obezite ve sigara kullanımı
  • Ailede veya kişinin kendisinde daha önce pıhtı öyküsü ve kalıtsal trombofililer
  • 4 saati aşan uzun yolculuklar: Uzun uçak yolculukları VTE riskini yaklaşık 2 kat artırır; risk yolculuğun süresiyle birlikte yükselir (7).
  • Atriyal fibrilasyon (kalp ritim bozukluğu): İnme riskini yaklaşık 5 kat artırır; inme riski CHA₂DS₂-VASc skoru ile değerlendirilerek gerekli hastalarda antikoagülan tedavi önerilir (15).

Bu belirtileri göz ardı etmeyin

  • Bacakta pıhtı (derin ven trombozu): Genellikle tek bacakta şişlik, ağrı veya hassasiyet, kızarıklık ve ısı artışı.
  • Akciğerde pıhtı (pulmoner emboli): Ani nefes darlığı, nefes alırken artan göğüs ağrısı, hızlı kalp atışı, açıklanamayan öksürük veya kanlı balgam, baş dönmesi ya da bayılma.

Bu belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Tanı ve tedavide güncel yaklaşım

Tanı süreci, klinik olasılığın Wells veya Cenevre skorları ile değerlendirilmesiyle başlar. Düşük olasılıklı hastalarda normal D-dimer düzeyi trombozu büyük ölçüde dışlar. Derin ven trombozu tanısında kompresyon (Doppler) ultrasonografi, akciğer embolisi tanısında ise BT pulmoner anjiyografi temel yöntemlerdir (9).

Tedavinin temelini antikoagülanlar (düşük molekül ağırlıklı heparinler ve apiksaban, rivaroksaban, edoksaban, dabigatran gibi doğrudan etkili ağızdan antikoagülanlar) oluşturur; tedavi süresi en az 3 aydır ve pıhtının nedenine göre uzatılabilir. Dolaşımı bozan yüksek riskli akciğer embolisinde pıhtı eritici (trombolitik) tedavi hayat kurtarıcıdır (9).

Pıhtı geçtikten sonra da önemli: Uzun dönem sonuçlar

  • Derin ven trombozu geçirenlerin %20–50'sinde bacakta kronik ağrı, şişlik, renk değişikliği ve yaralarla seyreden post-trombotik sendrom gelişebilir (8).
  • Akciğer embolisi sonrası hastaların yaklaşık %3–4'ünde kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (KTEPH) gelişebilir (16).
  • Tedavi kesildikten sonra ilk pıhtının nedeni ortadan kalkmamışsa, 10 yıl içinde yaklaşık %30 oranında tekrarlama riski vardır (10).

Korunmak için ne yapılabilir?

  • Hastaneye yatışta veya ameliyat öncesinde hekime "Pıhtı riskim değerlendirildi mi?" diye sorun. Hastanede pıhtı riski Padua veya Caprini gibi skorlarla değerlendirilir; gereken hastalarda ilaçla (heparin) ve/veya mekanik (çorap, aralıklı pnömatik kompresyon) koruma uygulanır.
  • Uzun yolculuklarda ve masa başında düzenli aralıklarla kalkıp yürüyün, bacak egzersizleri yapın, bol sıvı tüketin; risk taşıyorsanız hekiminize kompresyon çorabı kullanımını danışın.
  • Hareketli bir yaşam sürün, ideal kilonuzu koruyun ve sigarayı bırakın.
  • Hormonal ilaç kullanmadan önce kişisel ve ailesel pıhtı öykünüzü hekiminizle paylaşın.
  • Gebelik planlıyorsanız veya gebeyseniz, önceki pıhtı öykünüzü, trombofili veya tekrarlayan gebelik kaybı durumunuzu hekiminize mutlaka bildirin.
  • Kan sulandırıcı tedavi alıyorsanız ilacınızı hekiminizin önerdiği şekilde, aksatmadan kullanın; başka ilaç ve bitkisel ürünleri kullanmadan önce danışın.

Tromboz önlenebilir, erken tanındığında da başarıyla tedavi edilebilir bir hastalıktır. 13 Ekim Dünya Tromboz Günü'nde herkesi kendi riskini öğrenmeye, belirtileri tanımaya ve "Baştan Ayağa Kontrol Sende" çağrısına kulak vermeye davet ediyoruz.

Kaynaklar

  1. ISTH Steering Committee for World Thrombosis Day. Raskob GE, Angchaisuksiri P, Blanco AN, et al. Thrombosis: a major contributor to global disease burden. Arterioscler Thromb Vasc Biol. 2014;34(11):2363-2371.
  2. Wendelboe AM, Raskob GE. Global burden of thrombosis: epidemiologic aspects. Circ Res. 2016;118(9):1340-1347.
  3. Heit JA, Kobbervig CE, James AH, et al. Trends in the incidence of venous thromboembolism during pregnancy or postpartum: a 30-year population-based study. Ann Intern Med. 2005;143(10):697-706.
  4. Pomp ER, Lenselink AM, Rosendaal FR, Doggen CJ. Pregnancy, the postpartum period and prothrombotic defects: risk of venous thrombosis in the MEGA study. J Thromb Haemost. 2008;6(4):632-637.
  5. de Bastos M, Stegeman BH, Rosendaal FR, et al. Combined oral contraceptives: venous thrombosis. Cochrane Database Syst Rev. 2014;(3):CD010813.
  6. Vinogradova Y, Coupland C, Hippisley-Cox J. Use of hormone replacement therapy and risk of venous thromboembolism: nested case-control studies using the QResearch and CPRD databases. BMJ. 2019;364:k4810.
  7. Kuipers S, Cannegieter SC, Middeldorp S, et al. The absolute risk of venous thrombosis after air travel: a cohort study of 8,755 employees of international organisations. PLoS Med. 2007;4(9):e290.
  8. Kahn SR. The post-thrombotic syndrome. Hematology Am Soc Hematol Educ Program. 2016;2016(1):413-418.
  9. Konstantinides SV, Meyer G, Becattini C, et al. 2019 ESC Guidelines for the diagnosis and management of acute pulmonary embolism developed in collaboration with the ERS. Eur Heart J. 2020;41(4):543-603.
  10. Heit JA. Epidemiology of venous thromboembolism. Nat Rev Cardiol. 2015;12(8):464-474.
  11. Ekim M, Ekim H, Yılmaz YK. The prevalence of factor V Leiden, prothrombin G20210A, MTHFR C677T and MTHFR A1298C mutations in healthy Turkish population. Hippokratia. 2015;19(4):309-313.
  12. Bates SM, Rajasekhar A, Middeldorp S, et al. American Society of Hematology 2018 guidelines for management of venous thromboembolism: venous thromboembolism in the context of pregnancy. Blood Adv. 2018;2(22):3317-3359.
  13. Timp JF, Braekkan SK, Versteeg HH, Cannegieter SC. Epidemiology of cancer-associated venous thrombosis. Blood. 2013;122(10):1712-1723.
  14. Khorana AA, Kuderer NM, Culakova E, Lyman GH, Francis CW. Development and validation of a predictive model for chemotherapy-associated thrombosis. Blood. 2008;111(10):4902-4907.
  15. Wolf PA, Abbott RD, Kannel WB. Atrial fibrillation as an independent risk factor for stroke: the Framingham Study. Stroke. 1991;22(8):983-988.
  16. Pengo V, Lensing AW, Prins MH, et al. Incidence of chronic thromboembolic pulmonary hypertension after pulmonary embolism. N Engl J Med. 2004;350(22):2257-2264.
TÜSAD Pulmoner Vasküler Hastalıklar Çalışma Grubu